|
Editor: Biyoturk.Org
|
|
Cuma, 22 Şubat 2008 |
|
Değerli arkadaşlar bu haftaki yazımda sizlere âcizane tasarladığım bir düşüncemden bahsetmek istiyorum.
DNA polimeraz, DNA replikasyonunu direk olarak başlatamaz ve bir 3’ OH grubu ihtiva eden 8-10 nükleotitlik RNA pimerine ihtiyaç duyar. Bu RNA primeri burada kalıcı değildir replikasyondan sonra bu kısımdan yani DNA nın 5’ ucundan uzaklaştırılır. Asıl sorun burada başlamaktadır, DNA polimeraz enzimi, replikasyonu yeni DNA molekülünün 3’ ucuna doğru uzatarak gitmektedir ve replikasyon sonucunda kalıp DNA nın 5’ ucuna bağlanan RNA primerinin buradan ayrılması ile DNA nın 5’ ucunda bir boşluk ( kayıp ) meydana gelmektedir. Bundan daha mühimi birden fazla replikasyonun peş peşe yapıldığı durumlarda gerçekleşmekte ve önemli gen bölgelerinin kayıpları yaşanabilmektedir. Hücreler bu sorunla başa çıkabilmek için muhteviyatında telomeraz enzimi ihtiva ediyorlar. Telomerazın bir ribonükleoprotein yapısında reverstranskriptaz olduğunu biliyoruz. Telomeraz enzimi; esas olarak TTAGGG tekrar sekanslarını insan kromozomlarının ucuna eklemekle aktivite gösteriyor. Bu sekansların eklenmesi yukarıda bahsettiğim telomer replikasyonundaki kayıpları kapatmak için işlev görüyor.
Eğer her bir kromozom ya da kromozom grupları için ayrı bir telomeraz çalışıyorsa bu demek oluyordur ki bu telomerazları kontrol edebilecek bir mekanizma geliştirebildiğimiz taktirde isteğimiz telomerazı aktive istediğimiz telomerazı inhibe edebiliriz.
Belki de hücrelerde fazlalık olarak bulunan kromozom ya da kromozom parçalarının onlara özgü olan telomerazla kontrolü de mümkün olacaktır.
Belki de kromozomları sürekli replikasyona zorlayacak bir mekanizma geliştirip ve bu işleme paralel olarak ta telomeraz aktivitesini inhibe edecek bir mekanizmayı devreye sokarsak kromozomların her replikasyondan sonra RNA primeri kadar kısalmasını sağlayabiliriz.
Belki de bu kısalmalar öyle bir hale gelecektir ki hayati genlere ait bölgelere kadar inilebilecek ve hatta kromozomun tamamı yok edilebilecektir
Böyle bir düşüncenin bir kısmının bile hayata geçebilmesi genetiksel hastalıkların tedavisine yeni açılımlar katacaktır…
Düşüncem belki de çok ütopik yada gerçek dışı olabilir ama bu düşüncemden sizlere bahsederek sizlerin de ne düşündüğünü öğrenmek istedim… Bu konu hakkında düşünceleriniz varsa yorumlarınızı ve maillerini bekliyorum… Saygılarımla…
Görüşmek üzere hoşça kalın
e-mail1 :
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
e-mail2 :
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
SERKAN ŞEN
AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ
biyoloji BÖLÜMÜ Serkan Şen kategorisi hakkında diğer haberler
Gösterim: 455
Yanlız Kayıtlı Kullanıcılar Yorum Yazabilir. Lütfen Giriş Yapın veya Üye Olun. |